DUÂ; MÜ’MİN İÇİN EN BÜYÜK İLAÇTIR

                      DUÂ; MÜ’MİN İÇİN EN BÜYÜK İLAÇTIR

     Duâ etmek ibadettir ve Mü’min için en büyük ilaçtır.Fiili ve kavli dua etmenin önemi çok büyüktür. Üzerimize düşen görevlerimizi yapmadan sadece sözlü olarak dua etmek yeterli değildir. Hem fiili, hem de kavli olarak duâlarımız samimi, ihlaslı olarak yapılmalıdır.

     Duanın kabulü için, duanın şartlarına sebeplerine, erkânlarına uyarak samimi bir şekilde Allah (c. c.)’tan istenmelidir. Günahlar duanın kabulüne engel olmaktadır. O’nun içindir ki, Nasuh bir tövbe ve istiğfardan sonrası dua yapılması  esastır.

     Âyeti kerimelerde: “(Resûlüm!) De ki: (Kulluk ve) yalvarmanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin? (Ey inkârcılar! Size Resûl’ün bildirdiklerini) kesinkes yalan saydınız; onun için azap yakanızı bırakmayacaktır!” (Furkan Sûresi âyet:77) “Rabbinize yalvara yakara ve gizlice dua edin. Bilesiniz ki O, haddi aşanları sevmez.”  (Araf Sûresi âyet: 55) “(Onlar mı hayırlı) yoksa darda kalana kendine yalvardığı zaman karşılık veren ve (başındaki) sıkıntıyı gideren, sizi yeryüzünün hâkimleri kılan mı? Allah’tan başka bir ilâh mı var! Ne kadar da kıt düşünüyorsunuz!” (Neml Sûresi âyet:62)

“Rabbiniz şöyle buyurdu: Bana dua edin, kabul edeyim. Çünkü bana ibadeti bırakıp büyüklük taslayanlar aşağılanarak cehenneme gireceklerdir.” (Mü’min Sûresi âyet:60)

“Kullarım sana, beni sorduğunda (söyle onlara): Ben çok yakınım. Bana dua ettiği vakit dua edenin dileğine karşılık veririm. O halde (kullarım da) benim davetime uysunlar ve bana inansınlar ki doğru yolu bulalar.” (Bakara Sûresi âyet:186) buyurulmuştur.

      Allah’ın istediği iman ve itaattir. Allah, iman edip itaat edenlerin dualarını kabul edeceğini vaat etmiştir. Gerçek manada iman edip Allah’a kulluk edenlerin duası kabul olunur. Peygamberimiz Hz Muhammed (s.a.s.) hadisi şeriflerinde: “Duâ etmek ibâdettir.” “Kader, tedbîr ile sakınmakla değişmez. Fakat kabûl olan duâ, o belâ gelirken korur.”   buyurmuştur. Duâ ile bela def edilebilir ve belaya karşı menfaat verir. Kalkanın Ok’a ve atılana, siper olması gibi samimi bir şekilde yapılan duada belaya siper olur.

    Duanın kabulü için abdestli olarak,  temiz bir lisan ile verilen sadakalardan sonra haram şeyleri istemeyip, helâl ve meşru olan şeyleri Rabbimizden istemek en güzelidir. Gizli yapılan dua daha hayırlıdır. Müslüman, Hulusi kalp ile içinden gelerek dil dökerek Allah(c.c.)’tan ihtiyaçlarının karşılanmasını talep etmelidir. Dualarımız kabul olmuyor diye düşünmemeliyiz. Samimi olarak yapılan dua mutlaka kabul olunur. Bazen istediğimiz şeylere sahip olmak aleyhimize, sahip olmamak lehimize olabilir. Hayır, gibi gördüğümüz bazı hususlar şer, şer gibi gördüklerimiz hayır olabilir. Rabbimizin verdiklerini de vermediklerini de bu açıdan değerlendirmek zorundayız. Dua her zaman yapılması gereken bir ibadettir. Beş vakit farz namazdan sonra, Cuma saatinde yani eşref saatinde, ezan ile kamet arasında, secdede, gafiller arasında, yalnızken, kısacası sıkıntılı anımızdan önce, sıkıntılı halimizde, uygun olan her yer ve zamanda duayı sürekli olarak yapmalıyız. Ana-babanın evladı hakkında, mazlumun zalim hakkında, oruçlunun, âlimin, ilim öğrenenin, hacının, misafirin, tövbe edenin, hastanın, iyi huylunun, yetimin duaları makbuldür.

     Haram lokma, zulüm, fuhşiyyat, ana babaya itaatsizlik, Mü’mine dargınlık, dedikodu ve diğer büyük günahlar, duanın makbul olmamasının ana sebepleridir. Dualarımızın makbul olması için haramlardan kaçınmalıyız. Dualarımızın gerçek anlamda makbul olması için hem fiili, hem de kavli yapılmalıdır. Mesela: Bir öğrenci başarılı olmak için derslerine düzenli çalışması fiili, sınavlarında başarılı olması için bir baş ağrısı, bir sıkıntı yaşamadan bildiklerini yazabilme imkânının lütfu için de kavli, yani sözlü dua ile mümkün olabileceği bilinmelidir. Çalışmadan gerekenleri yapmadan başarı elde edilemez.

     Musibetlerin, belaların, kulların duaları ile defolacağı ve ibadet-taat, çalışmakla kabul olacağı bilinen İslami bir gerçektir. Müslüman, sebeplerin yaratılması ve isteklerin hâsıl olması için dua etmek mecburiyetindedir. Bu dünya ya gönderilişimizin bir gayesi vardır. İmtihan için gönderildik. Hayatımızın her döneminde, İmanlı olarak yaşayıp, haramlardan kaçınarak helaller dairesinde, emredilenleri yaparak, ahlâklı, dürüst kişilik sahibi Mü’minler olmamız, Rabbimizin emrettiği hususlardır.

     Her birimiz, her an Nefs Muhasebemizi yapmalıyız. Ölmeden önce ölebilmeli, hayatın bir İmtihan olduğunu hiçbir zaman unutmamalıyız. Rabbimizden hakkımızda hayırlı olacakları istemeliyiz. Rabbimiz, gönlümüzde olanları hakkımızda hayırlı, hakkımızda hayırlı olacakları da gönlümüze razı eyle diyerek özlü ve güzel dualar yapmalıyız. Başımıza ne gelirse gelsin sabır ve metanetle karşılayıp imtihanda başarılı olmalıyız. Nefis Muhasebesini her zaman yapmalı, nefsâni istek ve arzulara boyun eğmemeliyiz.

     Bu dünya hayatına gönderilişimizin ana gayesi kulluktur. Bu dünya hayatında İmtihanda olduğumuzun Şuur ’unda olmalı, kendimiz, ailemiz, sevdiklerimiz ve bütün insanlık için faydalı olmak için çalışmalıyız. İslâm’a uygun bir hayat yaşayıp, iyiliklerimizi artırmalıyız. Bu dünya imtihanını kazanmak için fiili ve kavli dualar yapmalıyız.

     Allah (c.c.), her birimize gereği gibi ibadetleri yaparak duaları kabul olmuş amel-i salih kullarından olmayı lütfeylesin. Sıhhat ve afiyetler dilerim.    

omerlutfiersoz@gmail.com

yorum birakin